Asetonsuz Soyularak Çıkartılan Dünya Markası Suncoatgirl Türkiye’de

Suncoat, 2002 yılında Kanada’nın Ontario kentinde, Kimyager Yingchun Liu tarafından kuruldu.

Ying, Yedi yaşındaki kızının oje sürme isteğiyle yüzleştiğinde, organik kimya ve polimer kimya tecrübesiyle kızına zararlı kimyasallardan arındırılmış oje denetmek istedi.

Anne sorumluluğu ve bir kimyager profesyonelliğiyle kızı için su bazlı devrimsel nitelikteki DoğalSuncoatgirl Ojeleri formüle etti. SUNCOATGIRL 2014 NEW COLORS-2

Böylece geleneksel ojelerdeki formaldehid, toluen, paraben, asetat, alkol, glikol ve aseton gibi sağlığa zararlı kimyasallardan arındırılmış, Su Bazlı Güvenli ve Doğal Suncoatgirl Ojeleri tüm kız çocuklarıyla ve annelerle tanıştırmış oldu.

http://www.dreamstime.com/stock-image-mother-daughter-image18317921Suncoatgirl Doğal Ojeler üretilmeye başlandığı ilk günden itibaren doğal güzelliği tercih eden anneler ve kızlarının gözdesi haline geldiği gibi «Green Parent Natural Beauty Awards» ödülüne de layık görüldü.

Yıllar içerisinde Ying Su Bazlı Doğal Suncoatgirl ojeleri geliştirmekle yetinmedi, göz, dudak ve saç için doğal formülasyona sahip ödüllü ürünler de geliştirdi.

Bu yaklaşım Suncoat markasının kalbinden şekil aldı. Suncoat üretime başladığı ilk günden itibaren, yenilikçi, doğanın sunduğu en iyi maddelerle çevre bütünlüğünü koruyan, yüksek kalitede ürünler üretmeyi taahhüt etmektedir.

Kanada’nın gözde markalarından Suncoat ve Suncoatgirl ürünleri KozMetis Firması tarafından Türkiye’ye getirilmektedir.

http://makyajsefasi.blogspot.com.tr/2015/03/ojede-mucizevi-formul-soncoat.html

Rekabetçi Koşullarda Stratejik Pazarlama Eğitimi

Hikmet-Gedikli-Stratejik-Pazarlama-Yeditepe-Akademi

Eğitim İçeriği:

•   Durum Analizi
•   Pazar Analizi (PESTE Analizi ve Porter’s 5 Güç Analizi)
•   Rakip Analizi (Direkt ve indirekt rakiplerin belirlenmesi)
•   Firma Analizi (Ürün/Hizmet Özellik, Üstünlük, Faydaları; Kritik Başarı Faktörleri)
•   Pazar Tanımlama (Segmentation)
•   Hedef Müşterileri Belirleme (Targeting)
•   SWOT Analizi
•   Ürün Konumlandırma (USP Belirleme)
•   Marketing Mix – 4P, 7P, 7C Kavramları
›    Ürün, (Özellik/Üstünlük/Fayda, Ürün Yaşam Döngüsü, BCG Matrix)
›    Fiyatlandırma,
›    Dağıtım Kanallarının İncelenmesi,
›    İnsan Kaynağının Organizasyonu,
›    Promosyon (Tutundurma Faaliyetleri)
›    Fiziksel Adres,
›    Süreç
•   Hedef Belirleme (Yıllık, 6 aylık, 3 aylık, aylık, haftalık, günlük hedeflerin SMART oluşturulması)
•   Pazarlama Stratejilerinin Belirlenmesi
•   Pazarlama Stratejilerinin Uygulanması ve Kontrol Süreçleri

Eğitmen: Hikmet Gedikli
Eğitim Süresi: 2 gün

AYÇA AKIN’ın Kitlesel Fonlama Platformu Destek Bekliyor

 

AYÇA AKIN’ın Kitlesel Fonlama Platformu “crowdFON” üzerinden sizlerle paylaşmak istediği “HADİ CESARET KARTLARI” projesine desteklerinizi bekliyor.

Proje Hakkında:
10155686_10151970221636714_1947412557_nHADİ CESARET ve YAŞAMAK ŞART adlı kişisel gelişim kitaplarının  yazarıyım. 3 yaşımda doktor hatası nedeniyle Juvenil Romatoid Artrit oldum ve zaman “engelli” sıfatına kavuştum :) Engelli sıfatımdan dolayı gerek toplumsal gerekse psikolojik problemler yaşadım, kendimi eve kapattığım günlerim oldu. Fakat bir noktadan sonra bunu tersine çevirerek topluma örnek bir yazar oldum. Dibe vurmuş bir yaşamdan doyum dolu bir yaşama geçişin somut örneklerinden olarak bugün seminer vermekteyim. İnsanlara umut ve cesaret kaynağı olmak için iki kitap yazdım. Gerek ülkemizde gerekse uluslararası platformda hikayemle başarılar elde ettim, HADİ CESARET kendi yaşam hikayemi anlattığım ,ilk eserim oldu. İkinci kitabım YAŞAMAK ŞART’ ta  şu an ki yaşamımı, başarılarımı nasıl elde ettiğimi anlattım. Şimdi ise insanların her daim motivasyonlarını yüksek tutmaları için, karamsarlığa düştüklerinde başvuracakları ve yanlarında taşıyabilecekleri  “HADİ CESARET” kartlarımı yayınlamak istiyorum. //  www.aycaakin.com 16 Mayıs 1981’de İstanbul’da doğan Ayça Akın, Kadir Has Üniversitesi Grafik Bölümü’nden dönem birincisi olarak mezun oldu. 3 yaşında doktor hatası nedeniyle RA (Juvenil Romatoid Artrit) rahatsızlığına ve sonrasında “engelli” sıfatına sahip olan Akın, 2012 Ocak ayında kendi hayat hikayesini anlattığı “HADİ CESARET” adlı ilk kişisel gelişim kitabını yazdı, kendi yaşanmışlıklarından örnekler sunarak bir çok kişiye cesaret kaynağı olan Akın, 2013 ocak ayında “YAŞAMAK ŞART” adlı ikinci kişisel gelişim kitabını çıkardı. Akın’ın insanların hayata bakışlarını ve hayatlarını değiştirmesinde ışık olan, büyük cesaret veren yaşam hikayesi başta Sabah gazetesi olmak üzere bir çok basılı ve sosyal medya’da röportajlara konu oldu. Fox Tv, Alem Fm gibi tv – radyo programlarına konuk olarak katılan Akın, meslek hayatına uluslararası bir reklam ajansında metin yazarı olarak devam ediyor, aynı zamanda “engelli” sıfatını taşıyan biri olarak “sağlıklı” diye adlandırılan insanlara, kolay vazgeçenlere danışmanlık (koçluk) yaparak bir çok kişiye ışık ve cesaret kaynağı oluyor. Akın, onlinedanisma.com ‘ un uzmanları arasında yer alıyor, “Süper Beyin” kişisel gelişim dergisi ve habermonitor.com’ da köşe yazarlığı yapıyor. Ayça Akın, BEDAV – Bedensel Engellilerle Dayanışma Vakfı kurucu üyesi, KAÇUV – Kanserli Çocuklara Umut Vakfı gönüllüsü.

Doğuş Üniversitesi 7. Ekonomi ve İşletme Günleri

Doğuş Üniversitesi’nde yedincisi düzenlenen Ekonomi ve İşletme Günleri 2-4 Nisan tarihlerinde iş dünyasından birçok farklı ismin katılımıyla gerçekleşti.

Dogus-Universitesi-Ekonomi-ve-Isletme-Günleri-Stratejik-Pazarlama-HG

Bu yıl konuşmacı olarak davet edildiğim 50 dakikalık oturumda gençlerle pazarlamadaki stratejik süreçleri güncel örneklerle paylaştım.

Gençlere teorik derslerin yanı sıra iş
Dogus-Universitesi-Ekonomi-ve-Isletme-Gunleri-Plaket04042014dünyasından pratik uygulamaların bu ve benzeri seminerlerde çarpıcı örnekler eşliğinde aktarılması, teorik bilgilerin somutlaştırılması açısından son derece faydalı
olmaktadır.


Doğuş Üniversitesi İşletme Kulübü tarafından hayata geçirilen Ekonomi ve İşletme Günleri genç öğrencilerin ve değerli öğretim görevlilerinin liderliğinde programlanmaktadır.

Dogus-Universitesi-Ekonomi-ve-Isletme_Gunleri-Afis

EKONOMİ VE İŞLETME GÜNLERİ ‘7

DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ
ACIBADEM YERLEŞKESİ
H BLOK TİYATRO SALONU
2-3-4 NİSAN 2014

2 NİSAN ÇARŞAMBA

10:00-10:45 PROF.DR.AHMET N.CERANOĞLU –REKTÖR

PROF.DR.BENAN ORBAY-İİBF DEKANI

AÇILIŞ KONUŞMASI

10:45-11:45 EFSUN YÜKSEL TUNÇ-LİDERLİK, MOTİVASYON

11:45-12:00 ARA

12:00-12:50 UYGAR YABAR –DAHİLER BULUŞMASI

12:50-15:10 ARA

15:10-16:00 HÜSEYİN BİLMAÇ-

16:00-16:10 ARA

16:10-17:00 H.ÖNDER TÜRKER– İNTERNET VE LOJİSTİK

3 NİSAN PERŞEMBE

10:00-10:50 OYA TÖRE BİRCAN-HAZİNE VE ÜCRET ÖDEME BİRİMİ BAŞKANI

10:50-11:00 ARA

11:00-11:50 CENK VAROL- TÜRKİYE’NİN DÜNYA PAZARINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

12:00-13:00 ARA

13:00-13:50 HAKAN ERDOĞAN –TÜRKİYE’DE E-TİCARET VE FIRSATLAR

13:50-14:00 ARA

14:00-14:50 SEYHUN R. ÖZKARA-GİRİŞİMCİLİĞİN ALTIN KURALLARI

14:50 -15:00 ARA

15.00-15:50: ASLIHAN ŞEN—TURKCELL

4 NİSAN CUMA

10:00-10:50: VEYİS ATEŞ(SPİKER)-Devran VOLKAN(OYUNCU)—HABERTÜRK

10.50-11.00 ARA

11:00-11:50:ATAMAN ÖZBAY-GİRİŞİMCİ İŞADAMI

11.50-12.00 ARA

12:00-12:50:FATİH PORTAKAL-FOX TV HABER SPİKERİ

12.50-13.50 ARA

14:00-14:50: MERDİYE EKER-İŞVEREN MARKASI UZMANI

14.50-15.00 ARA

15:00-15.50: HİKMET GEDİKLİ-İŞ STRATEJİ GELİŞTİRİCİ (PARENTEZ EĞİTİM VE DANIŞMANLIK ŞİRKETİ)

Ref: http://www.merdiyeeker.com.tr/dogus-universitesi-ekonomi-ve-isletme-gunleri/

Mutsuz Hanımın Mutluluk Dileği

Değerli okurlarım,

Bu yazıma Hermann Hesse’in çok beğendiğim ‘Mutluluk‘ şiiriyle başlayacağım, ardından ‘Mutsuz Hanımın Mutluluk Dileği’ başlıklı bir hikâyeyle bu haftaki mutluluk yazıma  bir virgül koyacağım.

Mutluluğu aradığın sürece,
Mutlu olacak kadar olgun değilsindir,
Ve ulaşacak kadar her istediğine.
Kayıplara yakındığın sürece
Ve hedeflerin varsa durmadan yöneldiğin,
Bilemezsin huzur nedir diye.
Vazgeçersen şayet her arzudan,
Ne hedef, ne de istek tanıyıp
Mutluluğu artık adıyla anmıyorsan,
O zaman olup bitenlerin akışına
Dayanamaz yüreğin ve ruhun erişir huzura.

“Küçük, eski bir köy evinde yalnız ve mutsuz yaşayan genç bir hanım, yine mutsuz olduğu günlerden birinde rüyasında Alaaddin’in sihirli lambasını bulur. O an şaşkına döner, sevinçle lambayı okşar ve masaldaki sahnenin benzeri vuku bulur. Kocaman lamba cini belirir: “Bir süredir izliyorum seni.alaaddin-cin Sürekli mutsuzsun. Seni mutlu edecek üç dilek dile benden,” der. Genç hanım heyecanla dileklerini sıralar: “Ölene dek sağlıklı, çok varlıklı bir yaşam sürmek istiyorum. Son olarak da sevgi ve saygı dolu bir yuva kurup çocuklarımın olmasını istiyorum.” Cin onun isteklerini yerine getirir ve kaybolur. Genç hanım eline geçirdiği kuru bir ağaç dalıyla kendini mutsuz ettiğine inandığı eski köy evinin camlarını, kapılarını yerle bir eder; evdeki eski eşyaları parçalar. Onu mutsuz eden geçmişinden ve yoksulluğundan adeta öç alır. Sonra dileğindeki, her zaman hayalini kurduğu saray gibi eve gidip, yerleşir. Yanında onu çok seven eşi, etrafında koşuşturan çocuklarıyla sarayçok mutlu olur. Her şey çok güzel, tam da istediği gibi gider. Bir eli yağda, bir eli balda; yediği önünde, yemediği arkasındadır. Yıllar geçtikçe çocukları ve eşi dışındaki hiç kimseyle ilgilenmez. Geçmişte yaşadığı çevresinden, arkadaşlarından giderek uzaklaşır.  Bir gün, eski bir arkadaşıyla karşılaşır. Görüşmedikleri zaman içerisinde arkadaşının ailesini kaybettiğini, bu sürede kendini toparlayamadığını, işinden ayrılmak zorunda kaldığını, giderek yalnızlaştığını öğrenir. Genç hanım, arkadaşını böyle perişan görmekten üzüntü duyar; kötü günlerinde ona destek olamadığını fark ederek kahrolur, fakat zamanı geri döndüremez…
Gel zaman, git zaman şehrin gürültüsünden bunalır. Dilekleri gerçekleşmeden önce yaşadığı köyün yamacındaki koyu yeşil ormanı özlediğini hisseder. Oradaki kuş cıvıltıları kulaklarında çınlar. Hemen bir ziyaret planlar. Köye ulaştığında komşularının ve kendi evinin yok olduğunu görür; ne orman ne evler kamıştır geride… Dehşete düşer. Neler olduğunu sormak için tanıdık bir yüz arar. Uzun saatler sonra komşulardan birini bulur. Genç hanım, ayrıldığı gün köyde büyük bir yangın çıktığını, köy halkının çoğunun yaralandığını, bir kısmının ahırlardaki hayvanları kurtarmaya çalışırken hayatlarını kaybettiğini öğrenir, kulaklarına inanamaz. Yangının nasıl çıktığını sorar komşusuna. Aldığı cevapla yıkılır. İtfaiyenin köylülere verdiği bilgiye göre; o, köyü terk ettiği gece yerle yeksan ettiği eski evde elektrik kontağından yangın çıkar. Ev boş olduğu için yangın hızla büyür ve civar evleri sarar. Böylece köy yangınla kül olur. O ana kadarki tüm yaşamı film şeridi gibi geçer gözünün önünden. Geçmişine ihanet ettiğini hisseder. Tüm geçmiş mutsuzluklarından, olumsuz düşüncelerinden, dostlarına duyarsızlığından pişmanlık duyar. Bencilliğinden utanır. Umarsızca “Ne yaptım ben?” diye haykırarak uyanır. Yataktan kalkar, koşarak kapının önüne çıkar. Evinde ve köyünde her şey yerli yerindedir. Seher yeli hafif hafif esmektedir. Köyün horozları günün aydınlandığının haberini verir. Güneş, yemyeşil yamacın üzerinden süzülmektedir. Genç hanım gördüklerinin rüyadan ibaret olduğuna sevinir.

eski-koy-eviBahçesine çıkıp, eski plastik bidonlara diktiği gülleri sularken sahip olduğu çiçeklerin, eski köy evinin, komşularının, köpeklerinin, kuzularının, yemyeşil ormanlarının varlığına minnet duyar. Sahip olduklarıyla ne kadar zengin olduğunu hisseder. Gördüğü rüya ona bir ders olur, yaşama bakışını değiştirir. Sahip olmadıklarına hayıflanmayı değil, o an sahip olduklarına minnettar olmayı seçer.”

Yukarıdaki kısa ve basit hikâye bir gündüz düşüydü. Dileklerimi gözden geçirmemde bana yardımcı oldu. Bu düşten sonra; gül ağacındaki dikenlerin varlığını bilip ve fakat dikenlerin arasındaki gülün mucizevî güzelliğinin keyfini sürebilmeyi diledim.

Yaşamın değerini ve güzelliğini, elimizdekileri kaybetmeden fark edebileceğimiz bilinç seviyesine ulaşabilmeyi diliyorum.

Mutluluk köşemizde yayınlanmasını istediğiniz tüm postalarınızı info@kitapsefasi.com adresine gönderebilirsiniz.

Sevgiyle ve mutlulukla kalın…
Hikmet Gedikli
www.hikmetgedikli.com
www.kitapsefasi.com
@hikmetgedikli

Mutluyuz, Mutlusunuz, Mutlular… Hangi Ülke Ne Kadar Mutlu?

Ülkelerin mutlulukları yıllardır Gallup Dünya Anketi (Gallup World Poll) ile ölçülüyordu.  Son iki yıldır ülkelerin mutluluk düzeylerini belirlemek üzere, Gallup Dünya Anketinin sonuçları doğrultusunda ‘Dünya Mutluluk Raporu’ hazırlanmakta. Bu rapor, Sustainable Development Solutions Network (SDSN), Türkçesiyle; Sürdürülebilir Gelişim Çözümleri Network tarafından yayınlanmakta. Ekonomi, psikoloji, anket analizi, ulusal istatistik alanlarından uzmanlar ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nden özel bir danışman liderliğinde yürütülmekte. Mutluluk raporu, ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişimlerini ölçebilmek adına kritik bir önem taşıyor.

mutluluk-cocuk1Anket soruları oluşturulurken, ülke bireylerinin mutluluklarıyla ilgili sorular iki şekilde ele alındı. 1. Bulunduğu andaki ‘duygusu’. Dün mutlu muydu? 2. Genel olarak yaşamını ‘değerlendirdiğinde’ mutlu mu? Soru şekillerinden ilki için, yani ‘duygu’ olarak pozitif ve negatif duyguları, bulunduğu an kıstas alınarak sorulmakta.

Raporda başlıca ortalama yaşam süresi, özgürlük, cömertlik, yolsuzluk ve kişi başına düşen gayrisafi milli hasıla gibi başlıklar değerlendirilmekte.

2013 Dünya Mutluluk raporunda 156 ülke sonuçları değerlendirildi. En mutlu ilk 5 ülke Kuzey Avrupa’dandı:mutluluk-balonlari

  1. Danimarka
  2. Norweç
  3. İsviçre
  4. Hollanda
  5. İsveç

2012 Dünya Mutluluk raporuna göre Amerika Birleşik Devletleri mutluluk sıralamasında 11. Sırada yer alırken 2013 raporunda 17., İngiltere ise 18. Sıradan 22. Sıraya geriledi.

Avrupa Birliği’nin güçlü ekonomiye sahip, lokomotif ülkelerinden Fransa 23. Sıradan 25. Sıraya gerilerken, Almanya ise 30. Sıradan 26. Sıraya yükseldi.

2012 Dünya Mutluluk Raporunda Yeni Zelanda, United Arab Emirates yine ilk 20 mutlu ülke arasında yer alırken, Panama ve Mexico 2013 raporunda ilk 20 mutlu ülke arasına girdi. Türkiye’nin ise 78. Sıradan 77. Sıraya yükseldiği görülüyor.

2013’te mutluluk trendinde 2005-2007 ve 2010-2012 yılları arasındaki değerlendirmeler belirleyici oldu.

Buna göre Latin Amerika, CIS, Sahra Çölü Altındaki Afrika Ülkeleri ve Doğu Asya’da mutluluk trendi kayda değer şekilde artarken; Ortadoğu, Kuzey Afrika, Güney Asya ve dört güçlü endüstri ülkesi (Kanada, Amerika, Avustralya, Yeni Zelanda) ve Batı Avrupa’da anlamlı şekilde düştü.

Dünya genelinde dört güçlü endüstri ülkesi dışında Doğu Asya, Orta ve Doğu Avrupa, Latin Amerika, CIS ülkelerinde gayrisafi milli hasılanın arttığı tespit edildi.

Sahra Çölü Altındaki Afrika, CIS ve Güneydoğu Asya Ülkelerinde sosyal desteğin yükseldiği, belirlendi. Ekonomik kriz süreci olmasına rağmen bu ülkelerde yaşam değerlendirmesindeki artışta sosyal güvenin, gelir seviyesinden çok daha önemli olduğu görüldü.

Rüşvet algısının artmasına paralel olarak Latin Amerika, Batı Avrupa ve Doğu Asya’da rüşvetin düştüğü; bununla birlikte Kuzey Afrika, Yeni Zelanda, MENA ve Sahra Çölü Altındaki Afrika’da rüşvetin arttığı belirlendi.

Cömertliğin Sahra Çölü Altındaki Afrika, Batı Avrupa, Latin Amerika ve MENA Ülkelerinde anlamlı derecede düştüğü; buna karşılık Asya, CIS, Orta ve Doğu Avrupa Ülkelerinde cömertliğin artış gösterdiği tespitler arasındaydı.

Raporun sonuçları arasında, dünyanın son beş yılda daha mutlu ve daha cömert olduğu tespitleri yer alıyordu.

mutluluk-ucan-balon2013 Dünya Mutluluk Raporundan benim kişisel çıkarımlarım:

Sosyoekonomik ve eğitim seviyesi yüksek olan ülkeler mutlu görünmesine rağmen, Amerika Birleşik Devletleri’nin giderek mutsuzlaştığını anlıyorum.

Ekonomik krizlere rağmen, gelir seviyeleri yüksek olmayan ülkelerin mutluluk trendinin artabildiğini anlıyorum.

Mutluluk trendini arttırmada, sosyal değerlerin maddi kaynaklardan önce geldiğini anlıyorum.

İçinde bulunduğumuz koşulların yaşamımızı etkilediği gerçeği yadsınamaz, lakin mutluluğumuzun koşullara bağlı kalmayabileceği de bir gerçek.mutluluk-aycicegi-koklayan-kiz

Peki, koşulsuz, sürdürülebilir mutluluk için neler yapmalıyız? Gelin bu sorunun cevabını birlikte aramaya devam edelim.

Mutluluk köşemizde yayınlanmasını istediğiniz tüm postalarınızı info@kitapsefasi.com adresine gönderebilirsiniz.

Sevgiyle ve mutlulukla kalın.
Hikmet Gedikli
www.kitapsefasi.com

Mutluluk Virüsünü Yayalım

gulen-surat-300x225Hepimiz yaşamımız boyunca mutlu olmak isteriz. Mutlu olmak için çalışırız, ilişkiler kurarız. Kimimiz mutluluğu bulmak adına dünyayı gezeriz; bazılarımız leziz yemekler yapar, yemek yer ve daha birçok aktiviteyi mutlu olmak için yaparız. İnsanın varoluşundan günümüze kadar mutluluk üzerine kitaplar yazıldı, çizildi. Sanatçıların gözünden mutluluk resmedildi, heykeller dikildi. Peki mutluluk nedir? Mutluluğun genel bir tanımı var mıdır? Yoksa mutluluk bireysel bir olgu mudur? Tüm yaşamımızda kesintisiz mutlu olabilir miyiz? Yoksa zaman zaman mutsuzlukla baş başa kalıp onun soğukluğuyla yüzleşmek durumunda mıyız?

Mutluluğun sözlük anlamına baktığımızda; “Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, mut (I), ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik.” açıklaması karşımıza çıkıyor. Sözlükteki tanıma göre bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli ulaşmak mümkün müdür? Ya çok fazla şeye özlem duyuyorsak, ya hasretini çektiklerimizin tamamına ulaşamazsak? O zaman mutsuz mu yaşayacağız? Acaba mutlu olmanın bir formülü var mıdır?mutluluk

Dünyaca ünlü liderler, bilim insanları, sanatçılar mutluluğu kendilerince yorumlayıp tanımlamışlar. Bu tanımlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Mahatma Gandhi mutluluğu; “Ne düşündüğün, ne söylediğin ve ne yaptığının bir harmonisidir” şeklinde açıklıyor.

Aristo’ya göre; “Yaşamın anlamı ve amacı; insan mevcudiyetinin tüm hedefi ve sonu mutluluktur.”

Amerikalı yazar Denis Waitley’e göre mutluluk; “Her dakika aşk, lütuf ve minnet duygusu ile yaşamanın spiritüel tecrübesidir.”

Descartes’in mutluluk tanımı; “Tam bir ruh memnunluğu ve iç hoşnutluğudur.”

Eflatun; “Mutluluk, her zaman yücelikleri düşünmektir.”

Hz. Mevlana’ya göre; “Mutluluk, gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil. Yolun sonunda olsa, ona varıldığında yol bitmiş ve vakit de geçmiş olurdu. Mutlu olmanın zamanı ise bugündür, yarın değil.”

Fransız yazar ve filozof Albert Camus; “Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.”

Hz. Musa: “Mutluluk; insanın benliğini Firavunvari tutkulardan ve hırslardan kurtarmasıdır.”

Hz. İsa: “Mutluluk; geçmişi unutmak, içinde bulunulan anı hoş görmek, geleceği düşünmemekle mümkündür.”

Hz. Muhammed: “Mutluluk; hayatı olduğu gibi anlamak ve kabul etmek, zorluklarına katlanarak bunları aşmak için çalışmaktır.” şeklinde tanımlamış.

Düşünürlerin, yazarların, peygamberlerin yukarıdaki mutluluk tanımlarından yola çıktığımızda acaba günümüz koşullarında mutluluk kodlarımız gerçekten böyle mi? Yoksa birey olarak geliştirdiğimiz farklı mutluluk kodları var mı?

mutlu-filHız ve teknoloji çağında Hz. Mevlana’nın dediği gibi mutluluğu yarına ertelemeden tam da bugün yaşamayı başarabiliyor muyuz? Bugün mutlu olmak için neler yapıyoruz?

Hz. Musa’nın belirttiği gibi Firavunvari tutkulardan ve hırslardan kendimizi kurtarıp mutlu olabiliyor muyuz? Yoksa anlık tutkularımızın ya da hırslarımızın girdabına kapılıp bulanık suların dibinde mutluluğu bulamadan, sadece arayışla mı tüketiyoruz ömrümüzü?

Hz. Muhammed’in işaret ettiği gibi tüm başımıza gelenleri kabul edip bağrımıza basabiliyor muyuz? Zorluklarla karşılaştığımızda üstesinden gelmek için çaba sarf ediyor muyuz? Yoksa kendimize ders çıkartmak yerine yaşadıklarımıza lanetler yağdırıp, mutsuzluğu mu, yaşama öfkeyle diş bilemeyi mi tercih ediyoruz?

Mutluluğun aslında bir ruhsal halden, duygu durumundan ibaret olduğunu hepimiz biliyoruz. İşte bu ruhsal hali yaşama karşı bakış açımız doğrultusunda şekillendiriyoruz. Mutsuz ruh halinden mutlu ruh haline bakış açımızı değiştirdiğimiz anda geçebiliriz.

Gelin birlikte MUTLULUK köşemizde kesintisiz, sürekli mutluluğu hissedemutlu-couplebilmek adına paylaşımda bulunalım.

Her insan mutluluğu hak ediyor; yeter ki mutlu olmak isteyelim, inanalım ve çaba gösterelim.

Kesintisiz mutluluk hakkındaki hikâyelerinizi, denemelerinizi, şiirlerinizi, kitap incelemelerinizi ve varsa daha farklı yazılarınızı, fotoğraflarınızı, resimlerinizi bizimle paylaşın; biz de yayınlayalım.

İnsanların birbirine bulaştıracağı en güzel virüsün mutluluk olduğunu hissediyorum; yazdıkça, okudukça, paylaştıkça mutluluğumuzun çoğalacağına yürekten inanıyorum.

kitapsefasi.com sitesinde ‘Mutluluk’ köşemde yayınlanmasını istediğiniz tüm postalarınızı info@kitapsefasi.com adresine gönderebilirsiniz.

Sevgiyle ve mutlulukla kalın.

Hikmet Gedikli

Andre Rieu ve Johann Strauss Orkestrası’ndan Kasap Havası

2013-11-29 20.02.59Valsin kralı Andre Rieu konseri yaklaşık 10.000 izleyicinin katılımıyla Sinan Erdem Olimpik Spor Salonunda 29 Kasım akşamı muhteşem vals müzikleriyle ve şovlarla görsel şölene dönüştü. Sanatçının Türkiye’deki ilk konserinin J. Strauss Orkestrasının 25. Yıl dönümüne denk düşmesi ayrıca anlamlıydı.

Akşam dokuzda başlayan konser, müzikler, espriler ve şovlar eşliğinde dolu dolu 3 saat sürdü.

Mütevazı beyaz çiçeklerle süslü sahne, orkestranın hanım üyelerinin göz kamaştıran pastel 2013-11-29 22.17.25tonlardaki, stras taşlarla bezenmiş kabarık balo elbiseleriyle masalsı bir büyüleyicilik kazanmıştı.

İlk iki valste flütçünün çıkarttığı tiz seslerle kulaklarımız tırmalandı. Derken Andre Rieu flütçünün kafasına devasa büyüklükte bir balyozla vurarak esprilerle dolu şovuna başlamış oldu.

Sanatçı bu esprili başlangıcı İstanbulluların bu günlerde neşeye ihtiyacı olmasına, İstanbulluların hep üzgün olmasına bağlayarak konserine devam etti.

Üç tenör solistin muhteşem İspanyol şarkısı Granada’yı seslendirmesiyle ılık Akdeniz rüzgârlarında 2013-11-29 22.16.40savrulduk. Ve sonra Nessun Dorma aryasıyla tenörler bizi İtalya’ya götürdü. Ardından 1992 yılında Barselona’da gerçekleşen yaz olimpiyatları için yazılmış Amigos para Siempre düetini tenör ve soprano solistlerden dinledik. Sıcak2013-11-29 22.11.09 Akdeniz’in kucağına kendimizi teslim etmişken, meşhur Dr. Zhivago film müziğinin rüzgârında Rus steplerine savrulduk. Hatta bu rüzgârın etkisiyle salonun orta bölümünde oturan izleyicilerin üzerine kar dahi yağdı. Biz uzaktan izleyenler müzik eşliğinde oldukça romantik anlar yaşadık, lakin üzerine kar yağan izleyiciler soğuğun etkisiyle gömleklerinin yakasını kaldırarak oturdukları sandalyelerde büzüştü.

2013-11-29 23.01.51Kırmızı derin yırtmaçlı elbisesiyle Karmen Monarcha isimli soprano tüm baştan çıkarıcılığıyla Habanera adlı parçayı büyüleyici bir görsel şova dönüştürdü. Andre Rieu da Karmen’in her sahnesinde kendisini baştan çıkartmaya çalıştığı sırrını biz izleyicilerle paylaştı :)

Andre Rieu konseri olur da J. Strauss’un muhteşem valsi Mavi2013-11-29 23.08.55 Tuna nam-ı diğer ‘Blu Danube’ olmaz mı? İzleyiciler daracık koltuk aralarında kısa adımlarla da olsa bu muhteşem müziğe vals yaparak eşlik ettiler.

2013-11-29 23.18.00Orkestranın kara elması Güney Afrikalı solist Kimmy Skota kadife sesiyle Casta Diva’yı seslendirdi.

Ravel’in Bolero’suyla konser nirvanaya ulaştı. Andre Rieu’nun 2013-11-29 23.32.50tanımıyla Bolero ‘yumuşak ritimlerle başlayıp ritimlerin ve seslerin giderek arttığı, arttığı, arttığı… Ve sonunda müziğin doldurduğu salonun çatısının havaya uçtuğu’ bir beste. Gerçekten de her dinlediğimde ben de aynı hislere kapılmışımdır.

Birbirinden keyifli 3 saatin sonunda Strauss Orkestrası’nın biz Türk izleyicilerine özel olarak hazırladığı Kâtibim parçasını keyifle dinledik. Birçok yabancı sanatçının Türkiye konserinde söylediği Kâtibim o gece 2013-11-29 23.52.12bende pek sürpriz etkisi yaratmasa da Hatırla Sevgili şarkısı büyük sürpriz oldu. Vurucu etkiyi yapan ise düğünden ayrıldığım hissine kapılmamı sağlayan Kasap Havası oldu. Konserden ayrılırken izleyiciler salonda, J. Strauss orkestrasının vokalleri ellerinde mendillerle sahnede Kasap Havası ile halay çekiyordu. Böylece güzel ve uzun gecenin sonuna geldik.

Konserin hoşluklarının yanı sıra bazı aksilikler ve gergin anlar yaşanmadı değil. Bunları da görmezlikten gelemedim; yazmadan geçemedim. Öncelikle konserin gerçekleştiği Sinan Erdem Salonu’nun izleyicilerde bazı nahoş izler bıraktığını belirtmeliyim. Konserin izleyici kitlesinin yaş ortalaması oldukça yüksekti ve fakat salonun fiziki koşulları değil yaşlı, sağlıklı gençler için dahi uygun değildi. Dar ve dik merdivenleri olan salonun en üst bölümüne ulaşmak için seksenlerine gelmiş dedelerin, ninelerin yüzlerce merdiveni tırmanması gerekti. Özellikle yaşlı izleyicilerin üst bölüme çıkana kadar defalarca durup dinlenmek zorunda kaldığını görmek organizasyon adına utanç vericiydi. Asansör sistemi olmayan bir salon böyle bir organizasyonda tercih edilmemeli; ediliyorsa da koşullar iyileştirilmeli!

Dar merdivenler ve koltuk aralıkları nedeniyle üç kişinin (yaştan bağımsız) düşmesine kendi gözlerimle şahit oldum.

Konserin Cuma akşamı gerçekleşmesi ve lokasyonun yoğun trafik yaşanan bir bölgede olması izleyicilerin gecikmesine yol açtı. Konser tam zamanında başladı, lakin saat onda hâlâ salona seyirci alımı devam etti. Haliyle yerlerine yerleşmeye çalışan izleyiciler görsel seyre engel olurken, salonda da büyük uğultular oluştu.

Andre Rieu’nun konserin ilk dakikalarında hassasiyetlerimizi
bilmeden yaptığı birkaç gaf da bizde biraz gerginlik yarattı. Gönderilen tweetlerin etkisiyle mi, danışmanların uyarısıyla mı bilemiyorum konserin ikinci yarısında Türk izleyicilerini yere göğe sığdıramadı.

Türkiye’deki ilk konserini veren Andre Rieu’nun bundan sonraki konserlerinin organizasyondan dersler alınması halinde çok daha keyifli geçeceğine inanıyorum.2013-11-29 23.36.35

 

Gezi Defteri- Bölüm 1

Avrupa ülkelerine iş, gezi, alışveriş gibi çeşitli nedenlerle gideriz. Hatta birçoğumuz Avrupa’nın turistik, büyük şehirlerini ezbere biliriz. Peki ya daha az popüler, fakat bir o kadar keşfedilmeyi hak eden güzelliklere doğru yol almaya ne dersiniz?

Gezimize Avrupa Birliği’nin ve Avrupa’nın ortak para birimi Euro’nun çıkış noktası Maastricht şehri ile başlayalım mı? Maastricht aynı zamanda 29 Kasımda İstanbul Sinan Erdem Spor Salonunda konser verecek olan dünyaca ünlü keman virtüözü, Valsin Kralı Andre Rieu’nun doğduğu şehirdir. Temmuz ayında Maastricht’e yolunuz düşerse dünyaca ünlü sanatçının her yıl Vrijthof Meydanı’nda verdiği konseri sakın kaçırmayın. Hollanda’nın en romantik meydanı Vrijthof, dünyanın dört bir yanından aylar evvelinden konsere bilet alan binlerce seyirciyle dolup taşıyor. Maastricht’e Andre Rieu konseri nedeniyle gitmeyi planlıyorsanız bilet için erken davranmanız gerektiği aklınızda bulunsun; sonra demedi demeyin.

IMG_0528Brüksel’den trenle bir saatte ulaşabileceğiniz bu pastoral şehir, Hollanda’nın güneyinde tarihî ve doğal güzellikleriyle göz kamaştırırken; birbirinden leziz yemeklere ev sahipliği yapan restoranlarıyla da damaklarımızı kamaştırıyor…

IMG_0535

Adını Romalılar Döneminde Meus (Maas) Nehri üzerine kurulan köprüden almış olup, şehir nehrin iki kıyısına kurulmuştur.  Avrupa’nın birçok şehrinde olduğu gibi burada da tarihî köprülerle iki kıyı arasında bağlantı sağlanıyor. Maastricht’in en keyif verici özelliği baştan sona yürüyerek gezilebilmesi oluyor. Dilerseniz Amsterdam’da olduğu gibi şehirde boylu boyunca bisiklet turu da yapabilirsiniz.

Şehrin görülmesi gereken güzel yerlerinden biri de eski şehir surlarıdır. Surlar, şehirdeki Ortaçağ romantizmini üst seviyelere taşıyor.

Birbirinden renkli mağazaların bulunduğu alışveriş caddelerini bağlayan geniş meydanında BelediyeIMG_0521 Binası ve gaz lambasını bulan Jean-Pierre Minckelers’ın heykelini göreceksiniz. Heykelin elinde tuttuğu meşalenin ucundan çıkan alevler gece karanlığında son derece çarpıcı bir görüntü oluşturuyor.

IMG_0515Vrijthof Meydanı, canlı cafeleriyle şehrin en keyifli merkezi. Bu meydanda Çarşamba ve Cuma günleri kurulan Pazar görülmeye değer.  St. Servaas Kilisesi ve St. Jan’s Katedrali de Vrijthof Meydanında yer alıyor.

IMG_0507Noel zamanı gidecek olursanız meydanda kurulan Noel pazarına ve içindeki lunaparka uğramayı unutmayın. Avrupa’nın Pazar günleri kasvetli ve boş sokaklarını görmeye alışıksanız, Noel döneminde Maastricht’e gittiğinizde şıkır şıkır süslü ve canlı alışveriş caddelerinde şaşkınlık içinde ve keyifle turlayabilirsiniz.

Noel zamanı değil de Şubat ayında yolunuz Maastricht’e düşecek olursa renkli, görkemli karnavalına dâhil olma şansı bulabilirsiniz. Maastricht, Hollanda’nın en gözde karnaval merkezi olup, ülkenin dört bir yanından kostümlerini alıp gelen insanlar meydanları renklendiriyorlar.

2012-11-26 13.42.29Maastricht’te konaklamak için Orange Otel’i tavsiye ederim. Eski şehrin kalbinde yer alan otel temiz ve şirin, ekonomik bir butik otel; üstelik kahvaltısı da hiç fena değil.2012-11-26 18.55.25

Adres: Hotel d’Orangerie – Maastricht Kleine Gracht 4, Maastricht, 6211 CB

 

 

 

 

 

14 Kasım Dünya Diyabet Günü

1441326_413772848749238_461218409_nDiyabetliler (Kan şeker düzeyi yüksek bireyler) için hayati önem taşıyan “İNSÜLİN HORMONU” Frederick Banting tarafından 1923 yılında keşfedilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Diyabet Federasyonu’nun (IDF) öncülüğü ile, Frederick Banting’in doğum günü olan 14 Kasım günü her yıl tüm dünyada Dünya Diyabet Günü olarak kutlanmaktadır.

Sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşmasıyla birlikte, gün geçtikçe toplumlarda diyabet görülme sıklığı artmaktadır.

Yapılan bilimsel çalışmalara göre, ülkemizde 7 milyonun üzerinde diyabetli olduğu tespit edilmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü, sağlıklı bir yaşam için yetişkinlerin haftanın 5 günü en az 30 dakika orta şiddette fiziksel aktivite yapmasını önermektedir. 5-17 yaş grubu için ise kardiovasküler hastalıkların, diyabet ve obezitenin önlenmesi için günde en az 60 dakika orta şiddette fiziksel aktivite yapması gerektiğini belirtmektedir.

Sağlıklı yaşamak elinizde; uzmanların, diyabetten korunmak için önerileri:

  • Düzenli egzersiz yapın
  • Sağlıklı beslenin (Beyaz un, şeker ve tuzdan uzak durun)
  • Ara öğünlerde süt, yoğurt, meyve, kepekli atıştırmalıklar tercih edin
  • Uzun saatler aç kalmayın
  • İdeal kilonuza ulaşın

Hepinize sağlıklı, zinde bir yaşam dilerim… Dünya Diyabet Gününüz Kutlu Olsun