Kategori arşivi: Röportaj

Aşktan Kaçamazsın adlı kitabın yazarı Sibel Baba ile gerçekleştirdiğimiz röportaj yazım

Resim1Sibel Baba, Aşktan Kaçamazsın adlı kitabında Seda isimli bir üniversite öğrencisinin Eskişehir’deki baba evinden çıkıp yeni yaşamına, aşklarına yaptığı yolculuğunu yalın ve akıcı bir dille aktarmış biz okurlarına. Beğenerek okuyacağınız Aşktan Kaçamazsın’ın yazarı Sibel Baba’yı gelin birlikte tanıyalım…

1. Bize biraz kendinizden söz eder misiniz?
Tam bir balık burcu kadınıyım. En az benim kadar romantik bir eşim, birbirinden tatlı iki oğlum ve kitabımın yayınlanmasıyla daha da renklenen bir hayatım var. Mücadeleci, her şeye pozitif bakmaya çalışan ve sabırlı bir insanım. Beni ben yapan en önemli özelliğimse, duygusallığım. Çocukluğumun iyi kötü tüm hatıraları içinde, en belirgin olanı, kitaplarla olan dostluğumdu. Okul dışındaki tüm zamanını okuyarak geçiren, sessiz sakin bir çocuktum. Kitaplarımın sayfaları, dünyaya açılan pencerelerim oldu hep.

2. Biraz da romanınızdan bahseder misiniz?
Üç erkek; Rıfat, Demir ve Emre. Bir genç kızın hayatına giren üç farklı aşk. Ve aşkı her
defasında ürkek, çekingen ama bir o kadar da şehvetiyle yaşayan genç bir kız; Seda. İlk
aşkından itibaren yaşadığı mutlulukları ve hüzünleri, kendi mutluluklarınızda ve hüzünlerinizde
bulacaksınız.

3. Peki, bu yolculukta ne zaman ben artık yazarım diyebildiniz?
Benim kendimi yazar olarak görmemden çok okurlarımın beni yazar olarak kabul etmesi daha önemli diye düşünüyorum. Her zaman duygu ve düşüncelerimi kitaplar yazarak ifade etmek istedim ve ilk kitabımı yazdım. İlk kitabımı yazdığım için sözlük anlamı olarak elbette bir yazarım. Umarım edebi anlamda da bir yazar olarak kabul görür ve sevilirim. Yazdıklarımı
beğenenler, takdir edenler ve sevgiyle başkalarına da tavsiye edenler çoğaldıkça kendimi o
zaman tam olarak yazar olarak tanımlayabilirim.

4. İlk romanınız “Aşktan Kaçamazsın” da Eskişehir’den İstanbul’a okumak için gelen genç bir kızın hayatını anlatıyorsunuz. Bu hikayede sizden neler var?
Sadece okuduğum üniversite, İstanbul’da bulunmaktan keyif aldığım pek çok yer ve tabii ki
duygu ve düşüncelerim… Roman kahramanımın hikayesi tamamen benim tarafımdan
kurgulandı ancak romanımın kahramanı ile kendi hayat hikayem çok farklı.

5. Yazmaya nasıl başlarsınız?
Öncelikle kendimle baş başa kalmam gerekiyor. Bu yüzden de çoğunlukla geceleri
yazabiliyorum. Ama ilginçtir ki, kimi zaman gündüz vakti kalabalıklar içerisinde de romanım
üzerinde çalışabiliyorum. Örneğin Boğaz’da sevdiğim bir kafede kalabalık bir ortamda
saatlerce yazabilirim. Yaşamın kokusunu almak beni motive ediyor.

6. Hikayenin bütününü ele alırsak yaşadığınız veya tanık olduğunuz hikayeleri mi anlattınız yoksa kitabın kahramanı Seda tamamen hayal ürünü mü?
Tamamen hayal ürünü bir hikaye yazdım. Bu yüzden yazdıklarım beni tanıyanlar tarafından
şaşkınlıkla karşılandı. Kendimle hiç alakası olmayan birini nasıl yazdğımı merak ettiler. Aslında Seda çok içimizden biri. Tüm kadınların kendilerinden birşeyler bulacağına inanıyorum.

7. Romanınız çıktığında ilk neler hissettiniz?
Mutluluk, şaşkınlık ve gurur… Eşim ve çocuklarımın heyecanını görmek de beni çok
duygulandırdı. Şekerciye girmiş bir çocuk gibi, kitapçıların raflarında kitabımı aradım ve onları okurlara sunulmak üzere raflarda görünce çok heyecanlandım. Bu gerçekten de çok güzel ve bambaşka bir duygu.

8. Romanda bahsettiğiniz mekanlar, yenilen yemekler, giyilen kıyafetler oldukça güzel tasvir edilmiş. Siz de kendi hayatınızda bu kadar detaycı ve tasvirci misiniz?
Evet. Her konuda çok küçük ayrıntılara kadar herşeyi gözlemlemeyi severim. Bazen o küçük
ayrıntılar çok büyük anlamlar taşır. Bir şeyi ya da birini sevmeniz ya da nefret etmeniz o küçük ayrıntılara bağlı olabilir.

9. Gerçek aşk mutlaka gözyaşı ve zamanla mı bizi gelir bulur?
Hayır, elbette ki böyle bir genelleme yapmak pek doğru olmaz. Yaşantımızdaki yanlış tercihler ve acı deneyimler belki bizi daha seçici ve daha ürkek yapabilir ama aşkın ne zaman geleceği belli olmaz ve tabii ki “Aşktan Kaçamazsın”.

10. Neden kitabın ismi “Aşktan Kaçamazsın”? Gerçekten hayatın bir parçası mı aşk? Yalnız yaşanmaz mı hayat? Aşksız da mutlu olunmaz mı?
Aşkın hayatın bir parçası olduğuna inanıyorum. Elbette insan yalnız da yaşayabilir, hatta
aşksız ve aşıksız kendini mutlu da kabul edebilir. Ama bence gerçek mutluluk, aşkın ve aşığın olduğu zaman yaşanır. Aşk, hayatın anlamını değiştirecek kadar güçlü ve vazgeçilmez bir duygu. Aşksız yaşam, karşına aşık olacağın insan çıkana kadar sürer ve karşına aşık
olacağın insan çıkınca “Aşktan Kaçamazsın”. Zaten kaçabilsen aşk olmaz…