Kategori arşivi: Kişisel Gelişim

Rekabetçi Koşullarda Stratejik Pazarlama Eğitimi

Hikmet-Gedikli-Stratejik-Pazarlama-Yeditepe-Akademi

Eğitim İçeriği:

•   Durum Analizi
•   Pazar Analizi (PESTE Analizi ve Porter’s 5 Güç Analizi)
•   Rakip Analizi (Direkt ve indirekt rakiplerin belirlenmesi)
•   Firma Analizi (Ürün/Hizmet Özellik, Üstünlük, Faydaları; Kritik Başarı Faktörleri)
•   Pazar Tanımlama (Segmentation)
•   Hedef Müşterileri Belirleme (Targeting)
•   SWOT Analizi
•   Ürün Konumlandırma (USP Belirleme)
•   Marketing Mix – 4P, 7P, 7C Kavramları
›    Ürün, (Özellik/Üstünlük/Fayda, Ürün Yaşam Döngüsü, BCG Matrix)
›    Fiyatlandırma,
›    Dağıtım Kanallarının İncelenmesi,
›    İnsan Kaynağının Organizasyonu,
›    Promosyon (Tutundurma Faaliyetleri)
›    Fiziksel Adres,
›    Süreç
•   Hedef Belirleme (Yıllık, 6 aylık, 3 aylık, aylık, haftalık, günlük hedeflerin SMART oluşturulması)
•   Pazarlama Stratejilerinin Belirlenmesi
•   Pazarlama Stratejilerinin Uygulanması ve Kontrol Süreçleri

Eğitmen: Hikmet Gedikli
Eğitim Süresi: 2 gün

AYÇA AKIN’ın Kitlesel Fonlama Platformu Destek Bekliyor

 

AYÇA AKIN’ın Kitlesel Fonlama Platformu “crowdFON” üzerinden sizlerle paylaşmak istediği “HADİ CESARET KARTLARI” projesine desteklerinizi bekliyor.

Proje Hakkında:
10155686_10151970221636714_1947412557_nHADİ CESARET ve YAŞAMAK ŞART adlı kişisel gelişim kitaplarının  yazarıyım. 3 yaşımda doktor hatası nedeniyle Juvenil Romatoid Artrit oldum ve zaman “engelli” sıfatına kavuştum :) Engelli sıfatımdan dolayı gerek toplumsal gerekse psikolojik problemler yaşadım, kendimi eve kapattığım günlerim oldu. Fakat bir noktadan sonra bunu tersine çevirerek topluma örnek bir yazar oldum. Dibe vurmuş bir yaşamdan doyum dolu bir yaşama geçişin somut örneklerinden olarak bugün seminer vermekteyim. İnsanlara umut ve cesaret kaynağı olmak için iki kitap yazdım. Gerek ülkemizde gerekse uluslararası platformda hikayemle başarılar elde ettim, HADİ CESARET kendi yaşam hikayemi anlattığım ,ilk eserim oldu. İkinci kitabım YAŞAMAK ŞART’ ta  şu an ki yaşamımı, başarılarımı nasıl elde ettiğimi anlattım. Şimdi ise insanların her daim motivasyonlarını yüksek tutmaları için, karamsarlığa düştüklerinde başvuracakları ve yanlarında taşıyabilecekleri  “HADİ CESARET” kartlarımı yayınlamak istiyorum. //  www.aycaakin.com 16 Mayıs 1981’de İstanbul’da doğan Ayça Akın, Kadir Has Üniversitesi Grafik Bölümü’nden dönem birincisi olarak mezun oldu. 3 yaşında doktor hatası nedeniyle RA (Juvenil Romatoid Artrit) rahatsızlığına ve sonrasında “engelli” sıfatına sahip olan Akın, 2012 Ocak ayında kendi hayat hikayesini anlattığı “HADİ CESARET” adlı ilk kişisel gelişim kitabını yazdı, kendi yaşanmışlıklarından örnekler sunarak bir çok kişiye cesaret kaynağı olan Akın, 2013 ocak ayında “YAŞAMAK ŞART” adlı ikinci kişisel gelişim kitabını çıkardı. Akın’ın insanların hayata bakışlarını ve hayatlarını değiştirmesinde ışık olan, büyük cesaret veren yaşam hikayesi başta Sabah gazetesi olmak üzere bir çok basılı ve sosyal medya’da röportajlara konu oldu. Fox Tv, Alem Fm gibi tv – radyo programlarına konuk olarak katılan Akın, meslek hayatına uluslararası bir reklam ajansında metin yazarı olarak devam ediyor, aynı zamanda “engelli” sıfatını taşıyan biri olarak “sağlıklı” diye adlandırılan insanlara, kolay vazgeçenlere danışmanlık (koçluk) yaparak bir çok kişiye ışık ve cesaret kaynağı oluyor. Akın, onlinedanisma.com ‘ un uzmanları arasında yer alıyor, “Süper Beyin” kişisel gelişim dergisi ve habermonitor.com’ da köşe yazarlığı yapıyor. Ayça Akın, BEDAV – Bedensel Engellilerle Dayanışma Vakfı kurucu üyesi, KAÇUV – Kanserli Çocuklara Umut Vakfı gönüllüsü.

Doğuş Üniversitesi 7. Ekonomi ve İşletme Günleri

Doğuş Üniversitesi’nde yedincisi düzenlenen Ekonomi ve İşletme Günleri 2-4 Nisan tarihlerinde iş dünyasından birçok farklı ismin katılımıyla gerçekleşti.

Dogus-Universitesi-Ekonomi-ve-Isletme-Günleri-Stratejik-Pazarlama-HG

Bu yıl konuşmacı olarak davet edildiğim 50 dakikalık oturumda gençlerle pazarlamadaki stratejik süreçleri güncel örneklerle paylaştım.

Gençlere teorik derslerin yanı sıra iş
Dogus-Universitesi-Ekonomi-ve-Isletme-Gunleri-Plaket04042014dünyasından pratik uygulamaların bu ve benzeri seminerlerde çarpıcı örnekler eşliğinde aktarılması, teorik bilgilerin somutlaştırılması açısından son derece faydalı
olmaktadır.


Doğuş Üniversitesi İşletme Kulübü tarafından hayata geçirilen Ekonomi ve İşletme Günleri genç öğrencilerin ve değerli öğretim görevlilerinin liderliğinde programlanmaktadır.

Dogus-Universitesi-Ekonomi-ve-Isletme_Gunleri-Afis

EKONOMİ VE İŞLETME GÜNLERİ ‘7

DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ
ACIBADEM YERLEŞKESİ
H BLOK TİYATRO SALONU
2-3-4 NİSAN 2014

2 NİSAN ÇARŞAMBA

10:00-10:45 PROF.DR.AHMET N.CERANOĞLU –REKTÖR

PROF.DR.BENAN ORBAY-İİBF DEKANI

AÇILIŞ KONUŞMASI

10:45-11:45 EFSUN YÜKSEL TUNÇ-LİDERLİK, MOTİVASYON

11:45-12:00 ARA

12:00-12:50 UYGAR YABAR –DAHİLER BULUŞMASI

12:50-15:10 ARA

15:10-16:00 HÜSEYİN BİLMAÇ-

16:00-16:10 ARA

16:10-17:00 H.ÖNDER TÜRKER– İNTERNET VE LOJİSTİK

3 NİSAN PERŞEMBE

10:00-10:50 OYA TÖRE BİRCAN-HAZİNE VE ÜCRET ÖDEME BİRİMİ BAŞKANI

10:50-11:00 ARA

11:00-11:50 CENK VAROL- TÜRKİYE’NİN DÜNYA PAZARINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

12:00-13:00 ARA

13:00-13:50 HAKAN ERDOĞAN –TÜRKİYE’DE E-TİCARET VE FIRSATLAR

13:50-14:00 ARA

14:00-14:50 SEYHUN R. ÖZKARA-GİRİŞİMCİLİĞİN ALTIN KURALLARI

14:50 -15:00 ARA

15.00-15:50: ASLIHAN ŞEN—TURKCELL

4 NİSAN CUMA

10:00-10:50: VEYİS ATEŞ(SPİKER)-Devran VOLKAN(OYUNCU)—HABERTÜRK

10.50-11.00 ARA

11:00-11:50:ATAMAN ÖZBAY-GİRİŞİMCİ İŞADAMI

11.50-12.00 ARA

12:00-12:50:FATİH PORTAKAL-FOX TV HABER SPİKERİ

12.50-13.50 ARA

14:00-14:50: MERDİYE EKER-İŞVEREN MARKASI UZMANI

14.50-15.00 ARA

15:00-15.50: HİKMET GEDİKLİ-İŞ STRATEJİ GELİŞTİRİCİ (PARENTEZ EĞİTİM VE DANIŞMANLIK ŞİRKETİ)

Ref: http://www.merdiyeeker.com.tr/dogus-universitesi-ekonomi-ve-isletme-gunleri/

Mutsuz Hanımın Mutluluk Dileği

Değerli okurlarım,

Bu yazıma Hermann Hesse’in çok beğendiğim ‘Mutluluk‘ şiiriyle başlayacağım, ardından ‘Mutsuz Hanımın Mutluluk Dileği’ başlıklı bir hikâyeyle bu haftaki mutluluk yazıma  bir virgül koyacağım.

Mutluluğu aradığın sürece,
Mutlu olacak kadar olgun değilsindir,
Ve ulaşacak kadar her istediğine.
Kayıplara yakındığın sürece
Ve hedeflerin varsa durmadan yöneldiğin,
Bilemezsin huzur nedir diye.
Vazgeçersen şayet her arzudan,
Ne hedef, ne de istek tanıyıp
Mutluluğu artık adıyla anmıyorsan,
O zaman olup bitenlerin akışına
Dayanamaz yüreğin ve ruhun erişir huzura.

“Küçük, eski bir köy evinde yalnız ve mutsuz yaşayan genç bir hanım, yine mutsuz olduğu günlerden birinde rüyasında Alaaddin’in sihirli lambasını bulur. O an şaşkına döner, sevinçle lambayı okşar ve masaldaki sahnenin benzeri vuku bulur. Kocaman lamba cini belirir: “Bir süredir izliyorum seni.alaaddin-cin Sürekli mutsuzsun. Seni mutlu edecek üç dilek dile benden,” der. Genç hanım heyecanla dileklerini sıralar: “Ölene dek sağlıklı, çok varlıklı bir yaşam sürmek istiyorum. Son olarak da sevgi ve saygı dolu bir yuva kurup çocuklarımın olmasını istiyorum.” Cin onun isteklerini yerine getirir ve kaybolur. Genç hanım eline geçirdiği kuru bir ağaç dalıyla kendini mutsuz ettiğine inandığı eski köy evinin camlarını, kapılarını yerle bir eder; evdeki eski eşyaları parçalar. Onu mutsuz eden geçmişinden ve yoksulluğundan adeta öç alır. Sonra dileğindeki, her zaman hayalini kurduğu saray gibi eve gidip, yerleşir. Yanında onu çok seven eşi, etrafında koşuşturan çocuklarıyla sarayçok mutlu olur. Her şey çok güzel, tam da istediği gibi gider. Bir eli yağda, bir eli balda; yediği önünde, yemediği arkasındadır. Yıllar geçtikçe çocukları ve eşi dışındaki hiç kimseyle ilgilenmez. Geçmişte yaşadığı çevresinden, arkadaşlarından giderek uzaklaşır.  Bir gün, eski bir arkadaşıyla karşılaşır. Görüşmedikleri zaman içerisinde arkadaşının ailesini kaybettiğini, bu sürede kendini toparlayamadığını, işinden ayrılmak zorunda kaldığını, giderek yalnızlaştığını öğrenir. Genç hanım, arkadaşını böyle perişan görmekten üzüntü duyar; kötü günlerinde ona destek olamadığını fark ederek kahrolur, fakat zamanı geri döndüremez…
Gel zaman, git zaman şehrin gürültüsünden bunalır. Dilekleri gerçekleşmeden önce yaşadığı köyün yamacındaki koyu yeşil ormanı özlediğini hisseder. Oradaki kuş cıvıltıları kulaklarında çınlar. Hemen bir ziyaret planlar. Köye ulaştığında komşularının ve kendi evinin yok olduğunu görür; ne orman ne evler kamıştır geride… Dehşete düşer. Neler olduğunu sormak için tanıdık bir yüz arar. Uzun saatler sonra komşulardan birini bulur. Genç hanım, ayrıldığı gün köyde büyük bir yangın çıktığını, köy halkının çoğunun yaralandığını, bir kısmının ahırlardaki hayvanları kurtarmaya çalışırken hayatlarını kaybettiğini öğrenir, kulaklarına inanamaz. Yangının nasıl çıktığını sorar komşusuna. Aldığı cevapla yıkılır. İtfaiyenin köylülere verdiği bilgiye göre; o, köyü terk ettiği gece yerle yeksan ettiği eski evde elektrik kontağından yangın çıkar. Ev boş olduğu için yangın hızla büyür ve civar evleri sarar. Böylece köy yangınla kül olur. O ana kadarki tüm yaşamı film şeridi gibi geçer gözünün önünden. Geçmişine ihanet ettiğini hisseder. Tüm geçmiş mutsuzluklarından, olumsuz düşüncelerinden, dostlarına duyarsızlığından pişmanlık duyar. Bencilliğinden utanır. Umarsızca “Ne yaptım ben?” diye haykırarak uyanır. Yataktan kalkar, koşarak kapının önüne çıkar. Evinde ve köyünde her şey yerli yerindedir. Seher yeli hafif hafif esmektedir. Köyün horozları günün aydınlandığının haberini verir. Güneş, yemyeşil yamacın üzerinden süzülmektedir. Genç hanım gördüklerinin rüyadan ibaret olduğuna sevinir.

eski-koy-eviBahçesine çıkıp, eski plastik bidonlara diktiği gülleri sularken sahip olduğu çiçeklerin, eski köy evinin, komşularının, köpeklerinin, kuzularının, yemyeşil ormanlarının varlığına minnet duyar. Sahip olduklarıyla ne kadar zengin olduğunu hisseder. Gördüğü rüya ona bir ders olur, yaşama bakışını değiştirir. Sahip olmadıklarına hayıflanmayı değil, o an sahip olduklarına minnettar olmayı seçer.”

Yukarıdaki kısa ve basit hikâye bir gündüz düşüydü. Dileklerimi gözden geçirmemde bana yardımcı oldu. Bu düşten sonra; gül ağacındaki dikenlerin varlığını bilip ve fakat dikenlerin arasındaki gülün mucizevî güzelliğinin keyfini sürebilmeyi diledim.

Yaşamın değerini ve güzelliğini, elimizdekileri kaybetmeden fark edebileceğimiz bilinç seviyesine ulaşabilmeyi diliyorum.

Mutluluk köşemizde yayınlanmasını istediğiniz tüm postalarınızı info@kitapsefasi.com adresine gönderebilirsiniz.

Sevgiyle ve mutlulukla kalın…
Hikmet Gedikli
www.hikmetgedikli.com
www.kitapsefasi.com
@hikmetgedikli

Mutluyuz, Mutlusunuz, Mutlular… Hangi Ülke Ne Kadar Mutlu?

Ülkelerin mutlulukları yıllardır Gallup Dünya Anketi (Gallup World Poll) ile ölçülüyordu.  Son iki yıldır ülkelerin mutluluk düzeylerini belirlemek üzere, Gallup Dünya Anketinin sonuçları doğrultusunda ‘Dünya Mutluluk Raporu’ hazırlanmakta. Bu rapor, Sustainable Development Solutions Network (SDSN), Türkçesiyle; Sürdürülebilir Gelişim Çözümleri Network tarafından yayınlanmakta. Ekonomi, psikoloji, anket analizi, ulusal istatistik alanlarından uzmanlar ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nden özel bir danışman liderliğinde yürütülmekte. Mutluluk raporu, ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişimlerini ölçebilmek adına kritik bir önem taşıyor.

mutluluk-cocuk1Anket soruları oluşturulurken, ülke bireylerinin mutluluklarıyla ilgili sorular iki şekilde ele alındı. 1. Bulunduğu andaki ‘duygusu’. Dün mutlu muydu? 2. Genel olarak yaşamını ‘değerlendirdiğinde’ mutlu mu? Soru şekillerinden ilki için, yani ‘duygu’ olarak pozitif ve negatif duyguları, bulunduğu an kıstas alınarak sorulmakta.

Raporda başlıca ortalama yaşam süresi, özgürlük, cömertlik, yolsuzluk ve kişi başına düşen gayrisafi milli hasıla gibi başlıklar değerlendirilmekte.

2013 Dünya Mutluluk raporunda 156 ülke sonuçları değerlendirildi. En mutlu ilk 5 ülke Kuzey Avrupa’dandı:mutluluk-balonlari

  1. Danimarka
  2. Norweç
  3. İsviçre
  4. Hollanda
  5. İsveç

2012 Dünya Mutluluk raporuna göre Amerika Birleşik Devletleri mutluluk sıralamasında 11. Sırada yer alırken 2013 raporunda 17., İngiltere ise 18. Sıradan 22. Sıraya geriledi.

Avrupa Birliği’nin güçlü ekonomiye sahip, lokomotif ülkelerinden Fransa 23. Sıradan 25. Sıraya gerilerken, Almanya ise 30. Sıradan 26. Sıraya yükseldi.

2012 Dünya Mutluluk Raporunda Yeni Zelanda, United Arab Emirates yine ilk 20 mutlu ülke arasında yer alırken, Panama ve Mexico 2013 raporunda ilk 20 mutlu ülke arasına girdi. Türkiye’nin ise 78. Sıradan 77. Sıraya yükseldiği görülüyor.

2013’te mutluluk trendinde 2005-2007 ve 2010-2012 yılları arasındaki değerlendirmeler belirleyici oldu.

Buna göre Latin Amerika, CIS, Sahra Çölü Altındaki Afrika Ülkeleri ve Doğu Asya’da mutluluk trendi kayda değer şekilde artarken; Ortadoğu, Kuzey Afrika, Güney Asya ve dört güçlü endüstri ülkesi (Kanada, Amerika, Avustralya, Yeni Zelanda) ve Batı Avrupa’da anlamlı şekilde düştü.

Dünya genelinde dört güçlü endüstri ülkesi dışında Doğu Asya, Orta ve Doğu Avrupa, Latin Amerika, CIS ülkelerinde gayrisafi milli hasılanın arttığı tespit edildi.

Sahra Çölü Altındaki Afrika, CIS ve Güneydoğu Asya Ülkelerinde sosyal desteğin yükseldiği, belirlendi. Ekonomik kriz süreci olmasına rağmen bu ülkelerde yaşam değerlendirmesindeki artışta sosyal güvenin, gelir seviyesinden çok daha önemli olduğu görüldü.

Rüşvet algısının artmasına paralel olarak Latin Amerika, Batı Avrupa ve Doğu Asya’da rüşvetin düştüğü; bununla birlikte Kuzey Afrika, Yeni Zelanda, MENA ve Sahra Çölü Altındaki Afrika’da rüşvetin arttığı belirlendi.

Cömertliğin Sahra Çölü Altındaki Afrika, Batı Avrupa, Latin Amerika ve MENA Ülkelerinde anlamlı derecede düştüğü; buna karşılık Asya, CIS, Orta ve Doğu Avrupa Ülkelerinde cömertliğin artış gösterdiği tespitler arasındaydı.

Raporun sonuçları arasında, dünyanın son beş yılda daha mutlu ve daha cömert olduğu tespitleri yer alıyordu.

mutluluk-ucan-balon2013 Dünya Mutluluk Raporundan benim kişisel çıkarımlarım:

Sosyoekonomik ve eğitim seviyesi yüksek olan ülkeler mutlu görünmesine rağmen, Amerika Birleşik Devletleri’nin giderek mutsuzlaştığını anlıyorum.

Ekonomik krizlere rağmen, gelir seviyeleri yüksek olmayan ülkelerin mutluluk trendinin artabildiğini anlıyorum.

Mutluluk trendini arttırmada, sosyal değerlerin maddi kaynaklardan önce geldiğini anlıyorum.

İçinde bulunduğumuz koşulların yaşamımızı etkilediği gerçeği yadsınamaz, lakin mutluluğumuzun koşullara bağlı kalmayabileceği de bir gerçek.mutluluk-aycicegi-koklayan-kiz

Peki, koşulsuz, sürdürülebilir mutluluk için neler yapmalıyız? Gelin bu sorunun cevabını birlikte aramaya devam edelim.

Mutluluk köşemizde yayınlanmasını istediğiniz tüm postalarınızı info@kitapsefasi.com adresine gönderebilirsiniz.

Sevgiyle ve mutlulukla kalın.
Hikmet Gedikli
www.kitapsefasi.com

Mutluluk Virüsünü Yayalım

gulen-surat-300x225Hepimiz yaşamımız boyunca mutlu olmak isteriz. Mutlu olmak için çalışırız, ilişkiler kurarız. Kimimiz mutluluğu bulmak adına dünyayı gezeriz; bazılarımız leziz yemekler yapar, yemek yer ve daha birçok aktiviteyi mutlu olmak için yaparız. İnsanın varoluşundan günümüze kadar mutluluk üzerine kitaplar yazıldı, çizildi. Sanatçıların gözünden mutluluk resmedildi, heykeller dikildi. Peki mutluluk nedir? Mutluluğun genel bir tanımı var mıdır? Yoksa mutluluk bireysel bir olgu mudur? Tüm yaşamımızda kesintisiz mutlu olabilir miyiz? Yoksa zaman zaman mutsuzlukla baş başa kalıp onun soğukluğuyla yüzleşmek durumunda mıyız?

Mutluluğun sözlük anlamına baktığımızda; “Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, mut (I), ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik.” açıklaması karşımıza çıkıyor. Sözlükteki tanıma göre bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli ulaşmak mümkün müdür? Ya çok fazla şeye özlem duyuyorsak, ya hasretini çektiklerimizin tamamına ulaşamazsak? O zaman mutsuz mu yaşayacağız? Acaba mutlu olmanın bir formülü var mıdır?mutluluk

Dünyaca ünlü liderler, bilim insanları, sanatçılar mutluluğu kendilerince yorumlayıp tanımlamışlar. Bu tanımlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Mahatma Gandhi mutluluğu; “Ne düşündüğün, ne söylediğin ve ne yaptığının bir harmonisidir” şeklinde açıklıyor.

Aristo’ya göre; “Yaşamın anlamı ve amacı; insan mevcudiyetinin tüm hedefi ve sonu mutluluktur.”

Amerikalı yazar Denis Waitley’e göre mutluluk; “Her dakika aşk, lütuf ve minnet duygusu ile yaşamanın spiritüel tecrübesidir.”

Descartes’in mutluluk tanımı; “Tam bir ruh memnunluğu ve iç hoşnutluğudur.”

Eflatun; “Mutluluk, her zaman yücelikleri düşünmektir.”

Hz. Mevlana’ya göre; “Mutluluk, gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil. Yolun sonunda olsa, ona varıldığında yol bitmiş ve vakit de geçmiş olurdu. Mutlu olmanın zamanı ise bugündür, yarın değil.”

Fransız yazar ve filozof Albert Camus; “Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.”

Hz. Musa: “Mutluluk; insanın benliğini Firavunvari tutkulardan ve hırslardan kurtarmasıdır.”

Hz. İsa: “Mutluluk; geçmişi unutmak, içinde bulunulan anı hoş görmek, geleceği düşünmemekle mümkündür.”

Hz. Muhammed: “Mutluluk; hayatı olduğu gibi anlamak ve kabul etmek, zorluklarına katlanarak bunları aşmak için çalışmaktır.” şeklinde tanımlamış.

Düşünürlerin, yazarların, peygamberlerin yukarıdaki mutluluk tanımlarından yola çıktığımızda acaba günümüz koşullarında mutluluk kodlarımız gerçekten böyle mi? Yoksa birey olarak geliştirdiğimiz farklı mutluluk kodları var mı?

mutlu-filHız ve teknoloji çağında Hz. Mevlana’nın dediği gibi mutluluğu yarına ertelemeden tam da bugün yaşamayı başarabiliyor muyuz? Bugün mutlu olmak için neler yapıyoruz?

Hz. Musa’nın belirttiği gibi Firavunvari tutkulardan ve hırslardan kendimizi kurtarıp mutlu olabiliyor muyuz? Yoksa anlık tutkularımızın ya da hırslarımızın girdabına kapılıp bulanık suların dibinde mutluluğu bulamadan, sadece arayışla mı tüketiyoruz ömrümüzü?

Hz. Muhammed’in işaret ettiği gibi tüm başımıza gelenleri kabul edip bağrımıza basabiliyor muyuz? Zorluklarla karşılaştığımızda üstesinden gelmek için çaba sarf ediyor muyuz? Yoksa kendimize ders çıkartmak yerine yaşadıklarımıza lanetler yağdırıp, mutsuzluğu mu, yaşama öfkeyle diş bilemeyi mi tercih ediyoruz?

Mutluluğun aslında bir ruhsal halden, duygu durumundan ibaret olduğunu hepimiz biliyoruz. İşte bu ruhsal hali yaşama karşı bakış açımız doğrultusunda şekillendiriyoruz. Mutsuz ruh halinden mutlu ruh haline bakış açımızı değiştirdiğimiz anda geçebiliriz.

Gelin birlikte MUTLULUK köşemizde kesintisiz, sürekli mutluluğu hissedemutlu-couplebilmek adına paylaşımda bulunalım.

Her insan mutluluğu hak ediyor; yeter ki mutlu olmak isteyelim, inanalım ve çaba gösterelim.

Kesintisiz mutluluk hakkındaki hikâyelerinizi, denemelerinizi, şiirlerinizi, kitap incelemelerinizi ve varsa daha farklı yazılarınızı, fotoğraflarınızı, resimlerinizi bizimle paylaşın; biz de yayınlayalım.

İnsanların birbirine bulaştıracağı en güzel virüsün mutluluk olduğunu hissediyorum; yazdıkça, okudukça, paylaştıkça mutluluğumuzun çoğalacağına yürekten inanıyorum.

kitapsefasi.com sitesinde ‘Mutluluk’ köşemde yayınlanmasını istediğiniz tüm postalarınızı info@kitapsefasi.com adresine gönderebilirsiniz.

Sevgiyle ve mutlulukla kalın.

Hikmet Gedikli

Okuma alışkanlığına destek “Parantez”den; Anlayarak Hızlı Okuma Eğitimi

Okuma alışkanlığı çok küçük yaşlarda edinilmesi gereken bir kişisel beceridir. Ancak sürekli gelişen teknoloji ve modern yaşam gereçleri nedeniyle etrafta çok fazla uyaran bulunmakta ve böylece birçok çocuk ve yetişkin okuma alışkanlığını reddetmektedir. Bu isteksizliklerin önüne geçebilmek için destek verecek kişisel gelişim eğitimlerinden en önemlilerinden biri de Bütünsel Algı ve Anlayarak Hızlı Okuma eğitimidir.Bütünsel Algı ve Anlayarak Hızlı Okuma Eğitiminin ne olduğunu ve faydalarını uzmanından öğrenmek üzere 10 yıldır bu alanda markalaşan Parantez Eğitim ve Danışmanlık Firması Genel IMG-20131030-WA0006Müdürü Yavuz Güven’le (YG) aşağıdaki söyleşiyi gerçekleştirdik:

  1. Bu eğitimin amacı nedir?

YG: Eğitimin amacı, ileri okuma teknikleriyle öğrencilerin anlayarak okuma hızını, okuma performansını artırmak, bütünsel algısını ve konsantrasyonunu geliştirmektir.

Bunun yanı sıra eğitim sistemimizin çok önemli bir parçası olan “YGS” ve “LYS” gibi, çocuklarınızın tüm hayatlarını etkileyecek sınavlara yönelik; soru çözme hızını arttırmaktır.

Ayrıca bu çalışma öğrencilerin, zamanı etkili kullanmalarını ve test tekniklerini mükemmelleştirerek sınava pozitif bir tutumla yaklaşmalarını sağlayacak ve bu alışkanlık onlara yaşamları boyunca bir ayrıcalık kazandıracaktır.

  1. Hızlı okumak neden önemlidir?

YG: Anlayarak Hızlı Okumak bir gerekliliktir çünkü;

  •   Belirli bir süre içinde okumanız gereken metinleri eskisinden daha hızlı okuyacak ve daha iyi anlayacaksınız,
  •   Okuduğunuzu anlamadığınız ya da metnin başında okuduğunuzu ilerleyen satırlarda unuttuğunuz için yaptığınız geri dönüşlerinizi azaltacaksınız,
  •   Dikkat ve konsantrasyonunuz artacak,
  •   Zamanı çok daha etkin kullanacaksınız,
  •   Bütünsel algı ve analitik düşünme becerinizi geliştireceksiniz,
  •   Öğrenciler sınavlarda zamanı çok daha verimli kullanıp, netlerini artıracak, kitap okuma alışkanlığına sahip olacaklar
  •   Bu eğitimde öğrendiklerinizi alışkanlık haline getirdiğinizde yaşam boyu bir adım önde olacaksınız.
  1. Herkes hızlı okuyabilir mi?

YG: Evet herkes bu eğitimi alıp, eğitim sırasında öğretilen çalışmaları düzenli yaparsa hızlı okuyabilir ve başlangıçtaki okuma hızını en az %200-300 artırabilir.

Ayrıca Parantez Eğitim olarak eğitim süresince gerçekleştirdiğimiz görme alanı genişletme çalışmalarımızla öğrenciler birden fazla kelimeyi aynı anda görerek okuyabilecek hale gelirler.

  1. Hızlı okuma ile okunanları anlamak mümkün mü?

YG: Normal zeka seviyesine sahip bir insan beyni dakikada 400 – 600 kelimeyi algılayabilir. Eğer kişi yeterince hızlı okuyamıyorsa (ki eğitimi almayan birinin ortalama okuma hızı dakikada 100 – 250 kelime aralığındadır) beyin kalan bu boşlukta başka düşüncelere yer verir ve okunanları iyi anlamaya engel olur. Bütünsel Algı ve Anlayarak Hızlı Okuma Eğitiminin ana hedeflerinden birisi, okumayı hızlandırmak ve aynı zamanda daha iyi bir anlama sağlamaktır. Eğitim sırasında öğretilen beceriler sayesinde artan konsantrasyon seviyesi ile okunan metin geri dönüp tekrar okunmadan, bir kez okunarak çok daha iyi anlaşılır.

  1. Hangi yaş grupları Bütünsel Algı ve Anlayarak Hızlı Okuma Eğitimine ihtiyaç duymaktadır?

YG: Parantez Eğitim olarak Bütünsel Algı ve Anlayarak Hızlı Okuma Eğitimlerimizi, ilkokul 4. Sınıftan itibaren tüm yaş ve meslek gruplarına vermekteyiz. Temel esaslarıyla aynı gibi görünmekle birlikte,  eğitimimiz yaş ve meslek gruplarına göre farklılık göstermekte, özellikle az sayıda kişiyle oluşturulan küçük gruplarda yaptığımız birebir çalışmalar ile çok daha verimli ve sonuç odaklı olarak gerçekleşmektedir.

  1. Hangi meslek grupları Bütünsel Algı ve Anlayarak Hızlı Okuma Eğitimine başvuruyor?

YG: Çeşitli meslek grupları kendi ihtiyaçları doğrultusunda bu eğitimi almak istemektedir.

  •   Tercüme işi yapanlar zamandan tasarruf ve daha az yanlışla okumak için,
  •   Editörler, hukukçular, doktorlar vb. meslek grupları yapmaları gereken uzun okumaları daha kısa sürede daha iyi anlayarak tamamlayabilmek için,
  •   Banka çalışanları tüm gün boyunca ekran karşısında okumak zorunda oldukları e-mail, rapor ve bilgi ekranlarını hatasız ve daha az yorularak takip edebilmek, zamanlarını en iyi şekilde değerlendirebilmek için,
  •   Güvenlik görevlisi olarak çalışan kişiler, x-ray cihazları önünde otururken dikkat ve konsantrasyonlarını daha uzun süreli sağlayarak daha verimli bir iş ortamı sağlamak amacıyla bu eğitimden yararlanmaktadırlar. Yaşadığımız tecrübeler ve referanslarımız ile bu örnekleri çoğaltmamız mümkündür.
  1. Öğrenciler de sıklıkla Bütünsel Algı ve Anlayarak Hızlı Okuma Eğitimi alıyorlar; öğrencilere bu eğitim ne gibi faydalar sağlamakta?

YG: Öğrencilerle yaptığımız çalışmalar da aynen meslek gruplarında olduğu gibi ihtiyaca yönelik gerçekleşmektedir.

Okuma alışkanlığı ile ilgili karşılaşılan sorunların dışında, eğitim sistemimiz gereği, çocuklarımız çok küçük yaştan itibaren sınav ortamına hazırlanmakta ve eğitim sürelerinin büyük kısmını sınavlarla geçirmek zorunda kalmaktadırlar. Bu sınavlar çocuklarımızın sadece bilgi derecesini ölçmemekte aynı zamanda çok iyi bir dikkat ve konsantrasyon göstererek zamanlarını çok iyi kullanmalarını da gerektirmektedir.  Böylece çocuklarımız, bir yandan bilgi ile donatılırken bir yandan da dikkat ve konsantrasyon, zamanı iyi kullanma, bütünsel algı gibi bir çok beceriyi de küçük yaştan itibaren kazanmak durumunda kalmaktadırlar.

Ancak şüphesiz ki, yukarıda bahsettiğimiz beceriler,  öğrencilerin sadece eğitim hayatları süresince değil,  tüm yaşamları boyunca kullanabilecekleri beceriler olarak kalmakta. Ayrıca birey olarak hangi mesleğe sahip olurlarsa, o alanda da kullanma şansını bulmaktadırlar.

  1. Okuma hataları ve sınavlardaki dikkat hataları Bütünsel Algı ve Anlayarak Hızlı Okuma Eğitimiyle azaltılabilir mi?

YG: Evet. Öğrenciler sınavda okuduklarını ilk okuduklarında daha iyi anlayacak ve okuma yanlışlarını ortadan kaldıracaklar. Böylece sınavlarda okuma hataları ve dikkatsizlik sebebiyle yapılan yanlışlar azalacak.

  1. Bütünsel Algı ve Anlayarak Hızlı Okuma Eğitimi ile okunan metne daha iyi konsantre olmak mümkün mü?

YG: Okuma esnasında iç ve dış uyaranlar dikkati dağıtabilir. Yani dikkat herhangi bir dış ses ile dağılabileceği gibi, okurken akla başka düşüncelerin gelmesi ile de dağılabilir.

Gerçekleştirdiğimiz eğitim ile konsantrasyon düzeyi artırılarak, beyin okurken çok daha verimli kullanılabilir. Böylece okuma esnasında dikkat dağınıklığı ortadan kaldırılabilir ve okunan metne daha iyi konsantre olmak mümkün olur.

  1. Bu beceri öğrencilerin hayatını nasıl etkiler?

YG: Bu eğitimle edinilen beceriler kalıcıdır. Doğal olarak öğrencilerin katıldıkları her sınavda başarıları, eğitimi almamış olanlara oranla çok daha yüksek olacak; bu becerinin sonuçları yaşam boyu kalıcı olacak ve ulaşmak istedikleri hedefe daha kolay ulaşabilmelerini sağlayacak.

  1. Bu beceri sınavlardaki başarılarını nasıl etkileyecek?

YG: Öğrenciler hızlı okuma eğitiminde elde edecekleri beceri sayesinde okuma hızları ve anlama derecelerini artırarak, sınavlarda zamanı daha verimli kullanacak, sınav süresince daha iyi konsantrasyon sağlayacak ve böylece sınav performansını artırabilecekler.

  1. Bu becerinin ders çalışma alışkanlığına etkisi olacak mı?

YG: Okuma hızının ve anlama derecesinin artmasıyla, ders çalışırken zaman çok daha verimli kullanılacak ve böylece öğrenciler rakiplerine göre daha avantajlı olacak. Ödev ve sorumluluklarını eskisinden daha kısa sürede bitirerek kendilerine kaliteli zaman ayırabilecekler.

  1. Bütünsel Algı ve Anlayarak Hızlı Okuma becerisine sahip olanlar kitap okumayı eskisinden daha çok sevecek mi?

YG: Dakikada 100 – 250 kelime aralığında bir okuma hızına sahip olmak; 2 saatlik bir filmi her gün 5 dakika ağır çekimde 1 ay boyunca izlemeye benzer. Bu eğitim sonrasında okuma hızı en az % 200 – 300 oranında artırılarak kitaplar film tadında keyifle okunur.

  1. Bu beceriye sahip olanlar okuma alışkanlığı kazanabilecek mi?

YG: Bu beceri ile daha kısa sürede okuma yapılarak daha iyi anlama gerçekleşecek ve düzenli bir okuma alışkanlığına sahip olma fırsatı yakalamak mümkün olacak.

  1. Bu beceriyi alışkanlık olarak hayata geçirmek mümkün mü?

YG: Evet. Yapılacak zevkli ve keyifli alıştırmalarla bu beceri kazanılarak, bir süre sonra bu davranış değişikliği alışkanlığa dönüştürülür ve hayat boyu kullanılabilir.

  1. Yabancı dil sınavlarına hazırlananlar bu eğitimi hangi dilde almalıdır? Kısacası; TOEFL, KPDS vb. sınavlara hazırlananların bu eğitimi Türkçe almasının faydası olur mu?

YG: Eğitimimiz dilden bağımsız olarak görme alanının geliştirilmesi ve göz egzersizleriyle yapılmaktadır. Türkçe dilinde gerçekleştirdiğimiz eğitim sayesinde yabancı dil sınavına hazırlananlar bu beceriyi kazandıklarında yabancı dildeki okumalarına da uyarlayabilecekler.